Otoyollardaki dinlenme tesislerinin rezilliği



istanbul ile izmir arası özel arabamızla yolculuk yaptık. bana kalsa bu yolu türkiye’nin en berbat yolu olarak ilan ederim. lafımı sakın yanlış anlamayınız, üzerinde gittiğimiz asfalt yola bir şey dediğim yok, adamlar yapılacak yerleri kaymak gibi yapmışlar, orhan gazi köprüsünden geçerken 70 küsur para bayıldık ve ne olduğunu anlamadan hemen peşi sıra bir otobana daldık, çıktığımız anda 20 küsur lirada buraya bayıldık.

toplamda köprüyle birlikte en fazla 20 km’lik yola 100 liraya yakın para bayıldık. mis gibi değil mi 🙂

neyse ben işin “söğüşlenme” kısmına girmiyorum zaten sinirlenmemek için haber dinlemiyor gazete filanda okumuyorum. elimdeki telefonda bulunan bazı haber uygulamalarının başlıklarına bakıyorum sadece; akıl sağlığımı korumak için…

ya arkadaş yolda adam gibi mola vereceğin, araba kullanmaktan yamulan belini doğrultabilmek için bir iki volta vurabileceğin, temiz bir iki bardak çayı mideye indirebileceğin, adam gibi bir iki lokma yemek yiyeceğin; hadi bunları geçtik, insan gibi tuvalet ihtiyacını giderebileceğin bir dinlenme tesisi yok.

öyle yerler var ki, inanın hayvanları bağlasanız durmaz buralarda. buralara kimler gelir, kimler buralarda yer içer, kimler burada ailesiyle birlikte mola verir bilmiyorum. hele akşam vakti olup da, ortalığa simsiyah karanlık hakim olunca adeta korku filmlerini andıran yerler buralar. tuhaf tuhaf tipler dolanıyor ortada, markete giriyorsun yüzü gözü uykusuzluktan kan çanağına dönmüş suratsız, domuz gibi insanın yüzüne bakan bir esnaf, sanki hobit filminden kaçıp gelmiş gibi değişik komik komik suratlı arabanıza yakıt doldurmakla görevli pompacılar, sandalyede oturup da manasız manasız geleni gideni kesen sırtlan gibi tipler var.

mekana şöyle bir giriyorsun, içeriye müşteri geldiğini gördüğü halde buna aldırış etmeden küfürlü konuşan, kendi aralarında şakalaşan tipler, hayvan gibi gülen, kahkaha atan dişsiz, kafası kel geberik geberik tipler.cezaevi gibi ortam. içeride bulunan malzemeler, duvarlarda asılı duran tablolar, insanlara satmamaya çalıştıkları ve adına “hediyelik eşya” dedikleri şeyler eski püskü, üzerleri toz toprak pislik içinde. ortalıkta dolanan tiplerin hiç birinde en ufak bir kaygı, sorumluluk ve bir iş yerinde bulunması gereken ciddiyet yok.

uykusuzluktan geberdiğim halde mola verecek bir yer bulamadım. amacımız şöyle doğru düzgün bir yere arabayı çekip bir iki bardak çay içip bir iki saat uyumak, gözlerimizi dinlendirmek. yok abi…bilmem ne dinlenme tesisine yerine giriyorsun arabadan şöyle bir bakıyorsun, ı ıhh burasıda bize göre bir yer değil dedikten sonra aynen devam ediyorsun.

insanın mola vereceği, istirahat edeceği yer güven vermeli, temiz olmalı, insana, müşteriye saygılı olmalı, etraf derli toplu ve çalışanları güler yüzlü olmalı.

bu türden yerleri devletin yetkili kurumları neden denetlemiyor anlamıyorum. otobanlarda bulunan dinlenme tesisleri sıkı bir şekilde denetime tabi tutulmalı diye düşünüyorum. temizlik kontrolleri yapılmalı, insanlara yedirmek için uçuk kaçık fiyatlara sattıkları gıdaların kalite kontrolleri yapılmalı filan.

biz üç bekar kişi olarak bahse konu ettiğim dinlenme tesislerinde durmadık, bazılarına merak şöyle bir baktık sadece. düşünsenize adamın yanında ailesi, çocukları var. gerçi bu türden şeyleri dünya üzerinde bir ben düşünüyorum sanki, millet öyle rahat ki, şöyle bir etrafıma bakıyorum da kimsenin böyle şeylere dikkat ettiğini görmüyorum.





İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*